Önceki Haber  (5/7)

Tarih: 01.02.2005

Sonraki Haber  (7/7)

 

 


F-16'larda ve saldırı helikopterlerinde güvenlik

 

 Ramazan Kaan KURT

MILLİ kaynaklardan Savunma Sanayi,  1974 Kıbrıs Barış Harekatı'ndan sonra  ABD'nin silah ambargosu ile karşılaştığımız zaman aklımıza gelmişti.


Burada dile getirmeye çalışacağım hususlar hakkında www.Netpano.com internet sitesine bakabilirsiniz. internetten bana ulaşan bilgiler bu site kaynaklı.
 

Anlatılmak istenen.şu: milli bir yazılım geliştirmedikçe, milyarlarca dolar ödediğimiz F-16'lar ve ATAK helikopterleri maalesef bizim değil veya eskisi gibi, Amerikan Eski Başkanı Lyndon B.Johnson'un yaptığı şekilde Türk Başbakanı veya Cumhurbaşkanı'na mektup yazıp kibarca tehdit etmesine gerek yok.
 

Mesela saldırı helikopterlerinin görev bilgisayarının yazılımının gizliliği hayati bir önem taşımaktadır. Bu helikopterlere yönelmiş bir füzeyi pilota haber verir. Kendisi otomatikman tedbir alır. iyi güzel de, bu radar ikaz mekanizmasını yapan yabancı bir fırma onun içine küçük bir virüs koyabilir.O virüsü de yalnız o yabancı fırma bilir ve virüsü bulmak imkansıza yakın derecede zordur.Yerleştirdikleri virüsü ileride kendisi bir kod-şifre göndererek aktif hale getirebilir.
Neticede radar ikaz aygıtı çalışmaz, gelen füzeyi haber vermez.Hem pilot hem de helikopter kuş gibi avlanır.
Dolayısıyla bu sistemin ve bu sisteme ait . teknolojilerin gizli olması ülkemizin milli güvenliği açısından hayati önemi vardır.
Peki milli bir yazılım yok ve Amerikalıların sattığı yazılımları kullanmak,durumunda ısek.


F-16'lara bakalım. 80 civarında Türk F16 savaş uçağına takılacak elektronik karşı tedbir sistemlerinin üreticisi Amerikan şirketinin, Türkiye'ye sistemle ilgili hayati öneme haiz teknoloji transferi sağlamasına, ABD hükümeti izin vermiyor.
F-16 SPEWS-II ALQ-178VS+ anlaşmasında "olmazsa olmaz" şartı olan kod transferi ve teknolojik destek ABD hükümeti tarafından resmen engelleniyor.
Bu nasıl bir stratejik müttefiklik, anlayan varsa beri gelsin.Türkiye'ye F-16'ları satan ABD' nin kendisine göre düşman olarak gördüğü ülkeleri bu uçaklarda düşman, dost olarak gördükleri ülkeleri de dost görüyor.
Kısaca F-16'lar esas sahibine göre kişniyor. Bu hususu Türk ordusunun birçok üst düzey yetkilisi gündeme getirmeye devam ediyor.


1990-2000 yılları arasında ASELSAN'a danışmanlık yapan Emekli Tuğgeneral Aytekin Ziylan'ın anlattığına göre: "Bir savaş uçağı çok farklı düzeylerde ve karmaşıklıkta yazılım guruplarından oluşuyor.Mesela uçağın manevra kontrol yazılımı ve tasarımı iç içe girmiş durumda. Kısaca o yazılımı yazmak veya değiştirmek için uçağın tasarımcısı kadar bilginiz olması gerekiyor.Benzer şekilde uçağın yapacağı görevlerin kontrolünü sağlayan üzerindeki yazılımlar da aynı özelliğe sahip.Uçağın üzerindeki bir kamera veya elektronik harp cihazı varsa, bunların içinde de ayrıca kendi yazılımları var.
Bu sebeple uçaklarda tek bir yazılımdan ve tek bir yazılım firmasından bahsedemeyiz. Demek ki TAI tesislerinde ABD ile ortak üretilen F-16'lar için eski hava kuvvetleri komutanın söylediği " Biz F-16 değil havada uçan soba boruları uçuruyoruz."i Meseleyi en acı şekilde ortaya koyuyor.
 

ABD, F-16'ların belleği olan kod yazılımlarının Türkiye'ye verilmesini engelliyor.Yani İngiltere ve İsrail'e verirken kodlar Türkiye'ye verilmiyor.Demek ki Türkiye, F-16'ları ve saldırı helikopterlerini ABD'nin istemediği bir ülkeye karşı kullanamaz.Demek ki Türkiye bu uçak ve helikopterleri ABD'ye İsrail'e ve İngiltere'ye karşı kullanamaz Demek ki Türkiye'nin, bu fakir milletin dişinden, tırnağından, okulundan, hastanesinden, yolundan ve fabrikasından keserek ödediği milyarlarca dolarlık uçak ve helikopterlerin her an ABD, İsrail ve İngiltere tarafından elektronik müdahale ile sistemleri kör edilebilir.
 

Bu durumda fayda-maliyet analizinin tekrar yapılması gerekmez mi?
 

Avrupa'da uçaklar, kara araçları, elektronik ve gemiler için asgari birer ana yüklenici vardır. Bunlarında alt sektörlerinde beş altı tane esas yüklenici firma vardır. Bu durum milli savunmamızın güvenliği  ve gizliliği açısından şart. ABD'de, Avrupa'da ve İsrail'de sistem bu tarzda çalışıyor.Amerikan üniversitelerinin lisansüstü programlarında  pazarlama derslerinde bol keseden serbest ticaret işlenirken, iş savunma sistemleri ve yüksek teknoloji ürünlerine gelince" STOP HERE/ Burada dur" devreye girer.
 

Türkiye Bernard Lewis'in  dediği gibi, ikinci Viyana Kuşatması'ndan sonra Avrupa'dan bir şey öğrenme ihtiyacı duydu. Ancak o tarihten beri ya Avrupa'dan, yada ABD'den veya israil'den hala hazır silahlar alıyoruz. Nedense kendimiz teknoloji geliştirmiyoruz.


ABD, AB, Japonya, Rusya, Çin, Kore, İsrail GSMH'nin yüzde 2-3'ünÜ Ar-Ge'ye ayırırken Türkiye'de bu oran binde yarım. Alvin ve Heidi Toffler" Savaş ve Savaş Karşıtı Mücadele" adlı kitabında şu ilginç tespite yer veriyor:

 " Biz herhangi bir uçağı herhangi bir boylamı geçmesi halinde düşecek şekilde önceden ayarlayabiliriz.
Türkiye'nin milli güvenlik, saldırı ve savunma konseptinin yeniden yapılandırılması gerekmez mi?
Mesela Türkiye'nin milli güvenlik konseptinin nükleer güç ve gerilla harbine yönelik yapılanmaya ve onun gerektirdiği milli kaynaklardan beslenen ve bir silah sanayine yönelmesi uygun olmaz mı?


Belki yapılıyordur.
 

Benimki Türkiye'nin milli kaynaklarını heba etmeden maksimum milli güvenlik nasıl sağlanıra biraz fikir jimnastiği yapmak.Önümüzdeki 10 yılda Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede kaos inanamayacağımız derecede tırmandırılacak, tarihimizde hiç olmadığı kadar her şeye hazırlıklı olmalıyız.

 


 

Önceki Haber  (5/7)

Tarih: 01.02.2005

Sonraki Haber  (7/7)