Önceki Haber  (2/4)

Tarih: 03.07.2004

Sonraki Haber  (4/4)


 

Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ olayı


  Dr. Muhittin ŞiMŞEK

Geçenlerde büyük bir kitap evinde görevliye Cemal Gürsel ile ilgili kitap aradıgımı
söylediğimde, "Bu adam ne tür yazılar  yazar" cevabını almak, beni üzmüş ve hiçbir şey
söylemeden dışarı çıkmıştım. Böyle bir ortamda doğaldır ki Nuri Demirağ ismi endüstri
tarihçilerinin dışında kimse tarafından bilinmemektedir. Oysa, Genç Cumhuriyetin önemli bir
işadamlarından ve sanayicilerindendir. Hatta bir zamanlar Vehbi Koç gibi zengin olmak
cümlelerinin sarf edilmesi gibi, o dönemde. de kız çocuklarına "Demirağ gibi bir aileye
gelin gidesin" temennilerinde bulunulurmuş.

Denilebilir ki, nice zengin işadamları geldi geçti, doğru. Fakat Nuri Demirağ; azmi, sabrı,
çalışkanlıgı, dürüstlüğü, vizyonu, müteşebbisliği ile bugün ideal diye vasıflandırılan
yöneticilerde/patronlarda bulunması gereken özelliklere sahip bir isim.

1884 yılında Sivas Divriği'de dünyaya gelmiş. 1910'larda Beyoğlu varidat müdürü iken 1919
yılında memuriyetten aynlmıştır. Bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252 kagıt lira, o
zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul'un işgal altında olduğu bir
dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısıın gidermenin; üretmek olduğunu düşünür. Ve cebindeki
bu parayla sigara kagıdı ticaretine başlar. O zamana kadar sigara kagıdının tekelini elinde
tutan Rumlar ve Ermeniler'di". Mühürzade Mehmet Nuri'nin "Türk Zaferi" adını verdiği siga
kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok iyi para
kazandınmştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini kuvvetli
görünce, yeni bir karar verir ve der ki (maddi ve manevi varlığımı memleket işlerine
hasredeceğim.

"Uçakların fabrikasını yapmaya talibirm"

Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiştir. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini kırmak, hem de
paramn yurt içinde kalması saglamak isteyen yönetimin ihtiyacı ile Mehmet Nuri'nin hayalleri
örtüşmektedir.

Bugün bile, o zamanki yatırıma ulaşamamış olan demiryolu ihalelerine katıldı ve yıllarca en
çok indirimi yaparak en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir ki soy ismi
bjzzat Atatürk tqrafından "Demirag" olarak verildi. Demiryolunda ciddi başarılar kazandı.
O yıllarda devlet bütçesi 200 milyon liradır. Milletin himmetine müracaat edilerek, devrin
zenginlerinden para toplanarak uçak alınmak istenir. Nuri Demirag'dan da bu amaç için para
istenir. Nuri Bey "Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey istiyorsanız, en
mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle ise bu yaşama
vasıtasım başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasım yapmaya
talibim" der ve hazırlıkİara 'başlar.

1930'lu yılların ortalarında tamamen kendi imkanlarıyla bir prototip uçak yapar. Gerekli
destegi görmez.Ancakü mitsizlige düşmeyen Demirag, Beşiktaş'ta bir uçak fabrikası
kurar.Devletin,THK'nin ihtiyacı olan 24 adet egitim uçagı ve 60 planör ihalesini alarak
hızla çalışmaya başlar. 1936 yılında "NUD 36" ismiyle 12 adet THK siparişini Iiazır hale
getirir.

Ancak uçakları test eden heyet, Nuri Demirağ'ın uçaklarının reddedilmesine karar verir.
Karara itiraz eder ve mahkemelik olurlar. İki ayn bilirkişi raporlarının olumlu olmasına
ragmen THK, uçakları almamakta direnir ve Ankara Ticaret Mahkemesi, Demirag'ın aleyhine
karar verir. Atatürk hayatta degildir ve Türkiye'nin tek siyasi otoritesi, Milli Şef İsmet
İnönü'dür.

Dünya savaşının gölgesinde, savunma sanayi gibi çok önemli bir alanda böylesine güzel bir
teşebbüsün neticesiz kalması, hatta reddedilmesinin altındaki sebepleri araştırmak,
tarihçilerin işidir. Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ yılmadan uçaklarını
kendi okulunda kurdugu yatılı okulda kullanır. Çogu memleketi Divrlgi'den.olmak üzere, çok
sayıda ögrenciye pilotluk egitimi verir. Bu ögrencilerin bütün masraflarını karşıladıgı
gibi, ayda 150'şer lira da burs verir. Yeşilköy'deki bu okulun adı "Gök Okulu" idi.
Kuruldugundan kısa bir süre sonra her biri degerli birerpilot olaıi 9 kişimezun olmuştur.
Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. "Gök Okulu" tam anlamıyla bir
pilot okulu niteligi kazanmıştı.

Demİrağ'dan ilklerr

Ne gariptir ki THK'nın almadıgı bu uçaklar senelerce uçar ve bir tek kaza dahi olmaz. Milli
endüstriye o kadar önem verir ki "Milli Kalkınma Partisi"ni kurar. Ancak, başarılı olamaz
Birçok ilke imza atan bu cumhuriyet döneminin ilk müteşebbisi bugün içinde bu1undugumuz
sıkıntıdan çıkmak ve özgüven eksikligimizi gidermek için önemli bir isimdir.

ilk kez, bogaz köprüsü düşüctesi ortaya atarak 'yap-işlet-devret' modelini önermiştir. İlk
paraşüt imalatım, prefabrik ev imalatını gerçekleştirmiştir. Yabancıların cirit attıgı
çimento tekelinin kırılmasını saglamış, 1000 km'den fazla demiryolu döşemiştir. İzmit'teki
selüloz fabrikasını kurmuş, 1942'de Keban'a baraj yapılması düşüncesini ortaya atmıştır.
Hayatım kısaca özetledigim Nuri Demirag, öze11ik1e uçak endüstrisini ülkemizde geliştirmek sevdasında olmuş bu gayreti desteklendigi takdirde ülkemizin kısa zamanda çok . iyi bir konumda. olacagını hep vurgulamıştır.


İsmet İnönü'ye mektup

Ancak, mahkeme kararıyla engellenmesi sonucunda, birçok makama mektuplar yazarak yardım  istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını takdirle karşılamıştır. Fakat bir türlü ülke gelecegi için hayati öneme sahip uçak sanayiinin gelişmesine yönelik olarak kimseden destek  göremez.. Son çare olarak Cumhurbaşkanı ısmet ınönü'ye şu mektubu yazar; ".....göklerine hakim olamayan milletlerin yerlerde sürünecegine, daha dogrusu yerin dibinde çürüyecegine inandıgım.için 3,5 sene evvel bütün personel ve araç gereci öz kaynagımızdan olmak üzere, memleketin ihtiyaçlarına tamamen cevap verecek büyük bir uçak endüstrisi kurmak istedim. Ve  bu düşüncemi Mareşal Fevzi Çakmak'a arz ettim ... beni büyük bir aşkla tebrik etti. Bunun üzerine dünyarım en mükemmel tayyare ve teferruatını yapan memleketlere mütehassıslarım1a birçok kereler seyahat ettim. Tetkikat yaptım, yaptırttım. Ecnebi memleketlerde müteaddit kıymetli Türk gençleri ve işçileri okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim. Fabrikarımı sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanati şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle de elemanlar hazırladım.

Beşiktaş'ta kurdugum tayyare atölyesiyle Yeşilköy'de yapmakta oldu&Um modern uçu~ meydanı, tamir atölyesi ve hangaraait plan-planlar ve bu maksatla satın alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnamesi ve su kuvvetlerinden elektrik istihsali için degirmen ve baraj mahalli krokileri ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırdıgım 250 mevcutlu'orta mektebe ait fotograflardan bir takımları ektedir.

Geçenlerde Beşiktaş'taki atölyemin senevi imalat kabiliyetinin tayini istendi. 300 mektep
veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabilecegi cevaben bildirildi. Zaman zaman
takdirler ve teşekkürlerle maddi ve manevi yardımlar yapılacagı ve siparişler verilecegi
Hava Kuvvetleri'nden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı fiiliyesi
görülemedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri ektedir. Hava Kuvvetleri'nin
bir çok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep teknik komisyonu tarafından ilk Türk tipi
olarak belirttiğim bu tayyareye ait sandıklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve statik
resimleri ve hesapları mezkur komisyonca aylarca tetkik ve performans tecrübeleri yapılarak
mükemmel, normal mektep tayyaresi olduğundan Hava Kurumu'na teblig ve uçuş müsaadesini  verdigi halde Türk Kuşu, memlekette yegane salahiyettir bu fen komisyonun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhuru nazari itibara almayarak tayyare1eri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı  olan 14,000 liranın, zapt ve avans verdikleri 40,000 lirayı istirdat etmişlerdir.

"30 sene erken gelmişim"


İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam ve kamil bir
mesaj sahası da bulamamışlardır. Bu müessese memleket müdafaası için faydalı bulunu yorsa,
derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal Hazretleri'ne çekilen
ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. Bu ugurda şimdiye kadar
harcanan 1,5 milyon lira ile hoş karakterim buna müsait degil ya-farzı muhal 15-20 adet han,
apartman yaptım, senede 150-200 bin lira kira alarak istedigim yerde gezer, tozardım.
Hülasa, Türk'e ecdadından miras ve dünyaya numuneyi imtisal olmuş olan sipahiligin,
süvariligin, serden geçtiligin bugünkü şekli de tayyareciliktir.

Gece gündüz, kış yaz, yagmur, çamur, kar, bora, fırtına manialarını bertaraf edecek, vatanın
her bucagında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları ve yanıbaşında tamir
atölyeleri, hangadarı, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç yerde tayyare ve
motor fabrikaları yaparak havacılığımıza yüzlerce, binlerce, onbinlerce,ihtiyat yapıcı,
uçucu Yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. .

Tayyare süradidir. Mütemadiyen de süratleniyor. Havacılık işlerinin bu sürate ayarlanması
için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşayan hava komutanlarının başlarına tepeden
tırnaga, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan "üzerine toz kondurulmamış"
yırtıcı yaratıcı bir şahsiyerin (her memlekette oldugu gibi) bu mühim ve hayati işin başına
geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dahilinde bırakılmamasını, vatanın yegane
kurtarıcısı siz aziz büyük milli şefimden yalvararak . kemali hürmetle arz ve niyaz ederim."
Nuri Demirag, birçok kere İsmetı İnönü'ye buna benzer mektuplarla - başvuruda bulunmuş
olmasına ragmen olumlu bir cevap alamaz.

1957 yılında ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkure Azak'a şunları lı söyler; "30 sene
erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine getirebilirdim..." i
Düşünüyörum da, Nuri Demirag, uçak sanayiinde destek görse idi, Türkiye ekonomisi,
globalleşme sürecinin neresinde olurdu? .

Önceki Haber  (2/4)

Tarih: 03.07.2004

Sonraki Haber  (4/4)