|
Endüstrileşmemizin engelleri ve Demirağ
olayı
Dr. Muhittin ŞiMŞEK
Geçenlerde büyük bir kitap evinde görevliye Cemal Gürsel ile ilgili kitap
aradıgımı
söylediğimde, "Bu adam ne tür yazılar yazar" cevabını almak, beni
üzmüş ve hiçbir şey
söylemeden dışarı çıkmıştım. Böyle bir ortamda doğaldır ki Nuri Demirağ ismi
endüstri
tarihçilerinin dışında kimse tarafından bilinmemektedir. Oysa, Genç
Cumhuriyetin önemli bir
işadamlarından ve sanayicilerindendir. Hatta bir zamanlar Vehbi Koç gibi
zengin olmak
cümlelerinin sarf edilmesi gibi, o dönemde. de kız çocuklarına "Demirağ gibi
bir aileye
gelin gidesin" temennilerinde bulunulurmuş.
Denilebilir ki, nice zengin işadamları geldi geçti, doğru. Fakat Nuri
Demirağ; azmi, sabrı,
çalışkanlıgı, dürüstlüğü, vizyonu, müteşebbisliği ile bugün ideal diye
vasıflandırılan
yöneticilerde/patronlarda bulunması gereken özelliklere sahip bir isim.
1884 yılında Sivas Divriği'de dünyaya gelmiş. 1910'larda Beyoğlu varidat
müdürü iken 1919
yılında memuriyetten aynlmıştır. Bütün sermayesi olan 56 sarı lira ya da 252
kagıt lira, o
zamanki şartlarda da küçük bir sermaye sayılırdı. İstanbul'un işgal altında
olduğu bir
dönemde, sıkıntının ve yokluğun acısıın gidermenin; üretmek olduğunu
düşünür. Ve cebindeki
bu parayla sigara kagıdı ticaretine başlar. O zamana kadar sigara kagıdının
tekelini elinde
tutan Rumlar ve Ermeniler'di". Mühürzade Mehmet Nuri'nin "Türk Zaferi" adını
verdiği siga
kağıdı, hem insanlara ümit vaat eden bir girişim olmuş hem de kendisine çok
iyi para
kazandınmştır. Elindeki sermaye ile büyük işlere atılacak derecede kendisini
kuvvetli
görünce, yeni bir karar verir ve der ki (maddi ve manevi varlığımı memleket
işlerine
hasredeceğim.
"Uçakların fabrikasını yapmaya talibirm"
Bu arada Cumhuriyet ilan edilmiştir. Demiryolu yapımındaki yabancı tekelini
kırmak, hem de
paramn yurt içinde kalması saglamak isteyen yönetimin ihtiyacı ile Mehmet
Nuri'nin hayalleri
örtüşmektedir.
Bugün bile, o zamanki yatırıma ulaşamamış olan demiryolu ihalelerine katıldı
ve yıllarca en
çok indirimi yaparak en fazla demiryolu döşeyen işadamı oldu. Bu nedenledir
ki soy ismi
bjzzat Atatürk tqrafından "Demirag" olarak verildi. Demiryolunda ciddi
başarılar kazandı.
O yıllarda devlet bütçesi 200 milyon liradır. Milletin himmetine müracaat
edilerek, devrin
zenginlerinden para toplanarak uçak alınmak istenir. Nuri Demirag'dan da bu
amaç için para
istenir. Nuri Bey "Siz ne diyorsunuz? Benden bu millet için bir şey
istiyorsanız, en
mükemmelini istemelisiniz. Madem ki bir millet, tayyaresiz yaşayamaz, öyle
ise bu yaşama
vasıtasım başkalarının lütfundan beklememeliyiz. Ben bu uçakların fabrikasım
yapmaya
talibim" der ve hazırlıkİara 'başlar.
1930'lu yılların ortalarında tamamen kendi imkanlarıyla bir prototip uçak
yapar. Gerekli
destegi görmez.Ancakü mitsizlige düşmeyen Demirag, Beşiktaş'ta bir uçak
fabrikası
kurar.Devletin,THK'nin ihtiyacı olan 24 adet egitim uçagı ve 60 planör
ihalesini alarak
hızla çalışmaya başlar. 1936 yılında "NUD 36" ismiyle 12 adet THK siparişini
Iiazır hale
getirir.
Ancak uçakları test eden heyet, Nuri Demirağ'ın uçaklarının reddedilmesine
karar verir.
Karara itiraz eder ve mahkemelik olurlar. İki ayn bilirkişi raporlarının
olumlu olmasına
ragmen THK, uçakları almamakta direnir ve Ankara Ticaret Mahkemesi,
Demirag'ın aleyhine
karar verir. Atatürk hayatta degildir ve Türkiye'nin tek siyasi otoritesi,
Milli Şef İsmet
İnönü'dür.
Dünya savaşının gölgesinde, savunma sanayi gibi çok önemli bir alanda
böylesine güzel bir
teşebbüsün neticesiz kalması, hatta reddedilmesinin altındaki sebepleri
araştırmak,
tarihçilerin işidir. Bütün çalışmaları ve yatırımları boşa giden Demirağ
yılmadan uçaklarını
kendi okulunda kurdugu yatılı okulda kullanır. Çogu memleketi Divrlgi'den.olmak
üzere, çok
sayıda ögrenciye pilotluk egitimi verir. Bu ögrencilerin bütün masraflarını
karşıladıgı
gibi, ayda 150'şer lira da burs verir. Yeşilköy'deki bu okulun adı "Gök
Okulu" idi.
Kuruldugundan kısa bir süre sonra her biri degerli birerpilot olaıi 9
kişimezun olmuştur.
Bu pilotları ise daha sonra yüzlerce genç pilot izlemiştir. "Gök Okulu" tam
anlamıyla bir
pilot okulu niteligi kazanmıştı.
Demİrağ'dan ilklerr
Ne gariptir ki THK'nın almadıgı bu uçaklar senelerce uçar ve bir tek kaza
dahi olmaz. Milli
endüstriye o kadar önem verir ki "Milli Kalkınma Partisi"ni kurar. Ancak,
başarılı olamaz
Birçok ilke imza atan bu cumhuriyet döneminin ilk müteşebbisi bugün içinde
bu1undugumuz
sıkıntıdan çıkmak ve özgüven eksikligimizi gidermek için önemli bir isimdir.
ilk kez, bogaz köprüsü düşüctesi ortaya atarak 'yap-işlet-devret' modelini
önermiştir. İlk
paraşüt imalatım, prefabrik ev imalatını gerçekleştirmiştir. Yabancıların
cirit attıgı
çimento tekelinin kırılmasını saglamış, 1000 km'den fazla demiryolu
döşemiştir. İzmit'teki
selüloz fabrikasını kurmuş, 1942'de Keban'a baraj yapılması düşüncesini
ortaya atmıştır.
Hayatım kısaca özetledigim Nuri Demirag, öze11ik1e uçak endüstrisini
ülkemizde geliştirmek sevdasında olmuş bu gayreti desteklendigi takdirde
ülkemizin kısa zamanda çok . iyi bir konumda. olacagını hep vurgulamıştır.
İsmet İnönü'ye mektup
Ancak, mahkeme kararıyla engellenmesi sonucunda, birçok makama mektuplar
yazarak yardım istemiştir. Mareşal Fevzi Çakmak, çalışmalarını
takdirle karşılamıştır. Fakat bir türlü ülke gelecegi için hayati öneme
sahip uçak sanayiinin gelişmesine yönelik olarak kimseden destek
göremez.. Son çare olarak Cumhurbaşkanı ısmet ınönü'ye şu mektubu yazar;
".....göklerine hakim olamayan milletlerin yerlerde sürünecegine, daha
dogrusu yerin dibinde çürüyecegine inandıgım.için 3,5 sene evvel bütün
personel ve araç gereci öz kaynagımızdan olmak üzere, memleketin
ihtiyaçlarına tamamen cevap verecek büyük bir uçak endüstrisi kurmak
istedim. Ve bu düşüncemi Mareşal Fevzi Çakmak'a arz ettim ... beni
büyük bir aşkla tebrik etti. Bunun üzerine dünyarım en mükemmel tayyare ve
teferruatını yapan memleketlere mütehassıslarım1a birçok kereler seyahat
ettim. Tetkikat yaptım, yaptırttım. Ecnebi memleketlerde müteaddit kıymetli
Türk gençleri ve işçileri okuttum, yetiştirdim ve yetiştirmekteyim.
Fabrikarımı sanat mekteplerinden yetişen en kıymetli Türk işçileriyle, en
yeni ve modern makinelerle tezyin ederek buna müteallik muhtelif sanati
şubelerinde kurslar açmak, bilgilerini ameli, nazari genişletmek suretiyle
de elemanlar hazırladım.
Beşiktaş'ta kurdugum tayyare atölyesiyle Yeşilköy'de yapmakta oldu&Um modern
uçu~ meydanı, tamir atölyesi ve hangaraait plan-planlar ve bu maksatla satın
alınan 1500 dönümlük arazi ve maden taharri ruhsatnamesi ve su
kuvvetlerinden elektrik istihsali için degirmen ve baraj mahalli krokileri
ve bu maksada hizmet emeliyle yaptırdıgım 250 mevcutlu'orta mektebe ait
fotograflardan bir takımları ektedir.
Geçenlerde Beşiktaş'taki atölyemin senevi imalat kabiliyetinin tayini
istendi. 300 mektep
veya 150 antrenman yahut 50 avcı tayyaresi yapılabilecegi cevaben
bildirildi. Zaman zaman
takdirler ve teşekkürlerle maddi ve manevi yardımlar yapılacagı ve
siparişler verilecegi
Hava Kuvvetleri'nden tahriren ve şifahen bildirildi. Şimdiye kadar asarı
fiiliyesi
görülemedi. Bu babtaki emirlerin ve takdirnamelerin suretleri ektedir. Hava
Kuvvetleri'nin
bir çok yüksek tayyare mühendislerinden mürekkep teknik komisyonu tarafından
ilk Türk tipi
olarak belirttiğim bu tayyareye ait sandıklar dolusu yüzlerce aerodinamik ve
statik
resimleri ve hesapları mezkur komisyonca aylarca tetkik ve performans
tecrübeleri yapılarak
mükemmel, normal mektep tayyaresi olduğundan Hava Kurumu'na teblig ve uçuş
müsaadesini verdigi halde Türk Kuşu, memlekette yegane salahiyettir bu
fen komisyonun kararını dinlemeyerek tayyareleri kabulden imtina etmekte ve
kaza hadisesi yüzünden vukua gelen teahhuru nazari itibara almayarak
tayyare1eri almamakta ısrar ve teminat mektubu muhteviyatı olan 14,000
liranın, zapt ve avans verdikleri 40,000 lirayı istirdat etmişlerdir.
"30 sene erken gelmişim"
İşçilerim ve fabrika personelleri işsiz kalmıştır. Esasen şimdiye kadar tam
ve kamil bir
mesaj sahası da bulamamışlardır. Bu müessese memleket müdafaası için faydalı
bulunu yorsa,
derhal sipariş verilerek yaşatılmasının temini ricasını havi Mareşal
Hazretleri'ne çekilen
ve şimdiye kadar cevabı alınamayan telgraf sureti ilişiktedir. Bu ugurda
şimdiye kadar
harcanan 1,5 milyon lira ile hoş karakterim buna müsait degil ya-farzı muhal
15-20 adet han,
apartman yaptım, senede 150-200 bin lira kira alarak istedigim yerde gezer,
tozardım.
Hülasa, Türk'e ecdadından miras ve dünyaya numuneyi imtisal olmuş olan
sipahiligin,
süvariligin, serden geçtiligin bugünkü şekli de tayyareciliktir.
Gece gündüz, kış yaz, yagmur, çamur, kar, bora, fırtına manialarını bertaraf
edecek, vatanın
her bucagında şimdilik en az 60-70 yerinde modern uçuş meydanları ve
yanıbaşında tamir
atölyeleri, hangadarı, müteaddit sınıf ve derecelerde mektepleri ve birkaç
yerde tayyare ve
motor fabrikaları yaparak havacılığımıza yüzlerce, binlerce, onbinlerce,ihtiyat
yapıcı,
uçucu Yaratıcı elemanlar ve vesait yetiştirmek iktidarındayız. .
Tayyare süradidir. Mütemadiyen de süratleniyor. Havacılık işlerinin bu
sürate ayarlanması
için hepsi aynı rütbede ayrı ayrı noktai nazar taşayan hava komutanlarının
başlarına tepeden
tırnaga, başından sonuna kadar mesuliyeti nefsinde toplayan "üzerine toz
kondurulmamış"
yırtıcı yaratıcı bir şahsiyerin (her memlekette oldugu gibi) bu mühim ve
hayati işin başına
geçirilmesi suretiyle tevsiini ve mahdut çerçeve dahilinde bırakılmamasını,
vatanın yegane
kurtarıcısı siz aziz büyük milli şefimden yalvararak . kemali hürmetle arz
ve niyaz ederim."
Nuri Demirag, birçok kere İsmetı İnönü'ye buna benzer mektuplarla -
başvuruda bulunmuş
olmasına ragmen olumlu bir cevap alamaz.
1957 yılında ölümünden kısa bir süre önce kızı Mefkure Azak'a şunları lı
söyler; "30 sene
erken gelmişim kızım; 30 sene sonra gelseydim, bütün projelerimi yerine
getirebilirdim..." i
Düşünüyörum da, Nuri Demirag, uçak sanayiinde destek görse idi, Türkiye
ekonomisi,
globalleşme sürecinin neresinde olurdu? .
|